Greek Roman Cyprus(KIBRIS) Bölgesi

Cities / Mints
1 – Amathos (Amathus)
2 – Kition (Citium)
3 – Idalion (Idalium)
4 – Lapethos (Lapethus)
5 – Marion
6 – Paphos (also Neopaphos)
7 – Salamis
8 – Cyprus Uncertain

 

Historical
The earliest known human settlements on Cyprus date as early as 6000 BC. The abundance of copper on the island brought traders and settlers from all over the east, and a variety of nations ruled from the earliest times. Egypt controlled the island for long stretches of its early history, and some Phoenician traders and colonies popped up as early as the 8th century BC. Egyptian domination passed to Persian control and remained so for 200 years until the rise of Alexander the Great.
Cypriot culture, though influenced by many others, developed with a strong Hellenic presence. Even during the Persian occupation of the 6th to 4th centuries BC Greek culture prevailed. The rise of the Macedonian King Alexander the Great and his campaigns against the east sealed Cypriot and Hellenic ties. During Alexander’s short reign the kings of Cyprus continued to exist as Greek clients, but after his death, Alexander’s successors altered the course of Cypriot history. Egyptian influence, at least as far as national rule is concerned, returned to Cyprus under the Egyptian Ptolemy Dynasty and Hellenic culture continued to propagate.
Roman intervention on the island took considerable time to develop considering the relative isolation of Cyprus. The internal strife present in the royal family of Egypt inevitably brought Roman focus. Pompey’s campaigns in the east in the 70’s and 60’s BC were initially targeted Cilician pirates, but soon expanded to include the entire territory of present day Turkey and the Mediterranean coast of the Middle East. Cyprus, though, still remained under Ptolemaic rule for about another decade. The dynastic struggles of the Ptolemies led eventually to Roman annexation, and in 58 BC, after the disputed will of the Egyptian King, the Romans invoked their right to the island. The great political enemy of Caesar, Marcius Porcius Cato, was sent to Cyprus to oversee the task, and it was accomplished with little difficulty. The island, likely named after the Greek word for Copper was a great prize in mineral wealth, and the Romans certainly risked the resistance met by the Egyptian people in response, in order to take control. In fact, the Roman historian/geographer Strabo said, “Cyprus is second to none of the islands of the Mediterranean; it is rich in wine and oil, produces grain in abundance and possesses extensive copper mines at Tamassos.”
Initially organized as a part of the province of Cilicia, Cyprus still remained an aloof part of the Roman provincial make up. Though the disputed annexation of the island created problems in Egypt resulting in the exile of Ptolemy XII (and eventual return to power through Pompey), the Hellenized people of Cyprus likely found little difference between Macedonian Egyptian and Roman rule, and continued to live in relative peace. Caesar returned the administration of Cyprus to Egypt, through Cleopatra in 47 BC, and Marcus Antonius repeated the gesture 11 years later in 36 BC. However, the victory of Octavian at Actium in 31 BC, not only altered the course of Roman history, but that of Cyprus as well. It was separated into a separate province from Cilicia in 27 BC under Imperial control, and then organized as a Senatorial province just 5 years later. Situated in the heart of the Roman controlled Mediterranean, there was little need for military presence in any great capacity, and the province flourished under Roman authority. The Romans certainly exploited the mineral wealth available but brought stability and prosperity in exchange. The enforced peace of the region allowed mines, industries, commercial enterprises, new roads, harbors and great public works to be undertaken.
Over the course of the next 5 centuries Cyprus remained a relatively problem free province for Rome. Jewish revolts in the early 1st century AD forced Emperor Trajan to intervene and eventually expel the Jews from the island. Raids by Goths in 269 AD briefly stopped at Cyprus after attacks on Crete and Rhodes, but were quickly reduced to a memory. Perhaps the single outstanding event that occurred under Roman control was during the reign of Claudius. In 45 AD, the great Christian authority, Paul, arrived on the island to practice and spread the faith. He and along with the apostle Barnabas, were highly influential in setting a Christian foundation on the island and even succeeded in a Christian ‘first’. The Roman proconsul, Sergius Paulus, was apparently converted and has become recognized by scholars as the first Roman of noble birth to do so. By virtue of his position, he also must’ve been the first Christian governor of a Roman province.
As the Empire aged and began to falter for a variety of reasons, the relative isolation of the island and its wealth allowed it much better protection from the economic collapse that befell the later western Empire. With the passing of the west, Cyprus fell under the administration of the ‘Byzantine’ Empire at Constantinople and would remain so, though disputed, until the 12th century AD

Tarihsel

MÖ 6000 kadar erken bir zamanda Kıbrıs tarihinde bilinen en eski insan yerleşimlerinin. Adada bakır bolluk, tüccarlar ve yerleşimciler tüm doğu getirdi ve ilk çağlardan beri çeşitli uluslardan oluşan bir karar verdi. Mısır tarihinin ilk dönemlerinde uzun menziller için adanın kontrollü ve bazı Fenikeli tüccarlar ve koloniler M.Ö. 8. yüzyılda olduğu kadar erken attı. Mısır hakimiyeti Farsça kontrol etmek için 200 yıl geçti ve Büyük İskender’in yükselişi kadar da öyle kaldı.

Kıbrıs kültürünün, ama diğerleri tarafından da etkilenir, güçlü bir Yunan varlığı ile geliştirdi. M.Ö. 6. 4. yüzyıllarda Pers işgali sırasında bile Yunan kültürünün hakim. Makedonya Kralı Büyük İskender’in doğu mühürlü Kıbrıs ve Helenik bağları karşı kampanyalar yükseliyor. İskender’in kısa süren hükümdarlığı sırasında Kıbrıs krallar Yunan istemciler olarak varlığını devam ettirdi, ancak ölümünden sonra, İskender’in halefleri Kıbrıs tarihinin akışını değiştirmiştir. Mısır etkisi, en azından ulusal bir kural söz konusu olduğunda, Mısır Batlamyus Hanedanı ve Yunan kültürü yaymaya devam altında Kıbrıs’a döndü.

Roma müdahale adada Kıbrıs göreceli izolasyon dikkate alınarak geliştirilmesi için önemli bir zaman aldı. Mısır kraliyet ailesi mevcut iç çekişme kaçınılmaz olarak Roma odak getirdi. Pompey, 70 ve 60 M.Ö. doğuda kampanyaları başlangıçta hedeflenen Kilikya korsanlar, ancak bugünkü Türkiye’nin tüm bölge ve Orta Doğu, Akdeniz kıyısında yakında kapsayacak şekilde genişletildi. Kıbrıs, olsa da, hala yaklaşık bir on yıl Ptolemaios egemenliği altında kalmıştır. Ptolemaiosların hanedan mücadeleler sonunda Roma ilhak yol açtı ve M.Ö. 58 yılında Mısır Kralı tartışmalı olacak sonra, Romalılar adaya haklarını çağrılır. Sezar, Március Porcius Cato, büyük bir siyasi düşman görevi denetlemek üzere Kıbrıs’a gönderildi ve küçük bir zorluk ile gerçekleştirildi. Muhtemelen Bakır için Yunanca kelime adını ada, mineral zenginliği büyük bir ödül olduğunu ve Romalılar, kesinlikle kontrol altına almak için, yanıt olarak Mısır halkı tarafından karşılandı direnç riske attı. Aslında, Romalı tarihçi / coğrafyacı Strabon’un “Kıbrıs Akdeniz adalarının hiçbiri ikinci, şarap ve yağ açısından zengin, bol miktarda tahıl üreten ve Tamassos geniş bakır madenlerini sahip” dedi.

Başlangıçta Kilikya eyaletinin bir parçası olarak düzenlenen, Kıbrıs hala Roma il makyaj mesafeli bir parçası olarak kaldı. Adanın tartışmalı ilhak, Ptolemy, XII (Pompey yoluyla iktidara nihai dönüş), Kıbrıs Helenleşmiş halkının sürgün Mısır’da sorunları yaratmış olsa da muhtemelen, Makedonya, Mısır ve Roma egemenliği arasında çok az fark bulundu ve göreceli olarak yaşamaya devam barış. Sezar, M.Ö. 47 yılında Kleopatra yoluyla Mısır’a Kıbrıs yönetiminin döndü ve Marcus Antonius’un M.Ö. 36 yılında 11 yıl sonra hareketi tekrarladı. Ancak, M.Ö. 31 yılında Aktium Octavianus’un zaferi, sadece Roma tarihinin seyri değişmiş, ancak Kıbrıs yanı yok. İmparatorluk kontrolü altında, M.Ö. 27 yılında Kilikya ayrı bir eyalet haline ayrılmış ve daha sonra sadece 5 yıl sonra Senato bir il olarak düzenlenen oldu. Roma kontrollü Akdeniz’in kalbinde yer alan, küçük, herhangi büyük bir kapasiteye askeri varlığı için gerekli ve Roma otoritesi altında gelişti il ​​vardı. Romalılar kesinlikle mevcut olan mineral zenginliği sömürülen ama karşılığında istikrar ve refah getirdi. Bölgenin izin madenleri, sanayi, ticari işletmeler, yeni yollar, limanlar ve büyük kamu yürürlüğe barış yapılması gereken çalışır.

Kıbrıs’ın önümüzdeki 5 yüzyıl boyunca Roma için nispeten sorunsuz il kaldı. MS 1. yüzyılın başlarında Yahudi isyanları İmparator Trajan adanın Yahudiler müdahale ve sonunda sınırdışı etmeye zorladı. MS 269 yılında Gotların akınları, Kıbrıs, Girit ve Rodos saldırılarından sonra kısa bir süre durdu, ancak, hızlı bir şekilde bellek azalmıştır. Belki de Claudius’un hükümdarlığı sırasında Roma kontrolü altında meydana gelen tek bir olağanüstü olay oldu. MS 45 yılında, en büyük Hıristiyan otorite, Paul, inanç ve yaymak için adada geldi. O ve Havari Barnabas ile birlikte adada bir Hıristiyan temel bir ortamda son derece etkili olan ve hatta bir Hıristiyan ‘ilk’ başardı. Roma valisi, Sergius Paulus, görünüşe göre dönüştürülür ve bunu asil ilk Roma olarak bilim adamları tarafından kabul haline gelmiştir. Görevinden dolayı, o da ilk Hıristiyan Roma eyaleti valisi olmalıydı.

İmparatorluğun yaşlı ve çeşitli nedenlerle bocalamaya başlayınca, göreli tecrit ada ve zenginliği daha sonra Batı İmparatorluğu’nun başına gelen ekonomik çöküş çok daha iyi koruma sağladı. Batı geçmesiyle, Kıbrıs, tartışmalı olsa, Konstantinopolis ‘Bizans İmparatorluğu idaresi altında düştü ve bu şekilde kalacağını MS 12. yüzyıla kadar

alınıtıdır.

Categories: Şehir, Tarih | Tags: , , , , , , , , , | Leave a comment

Greek Roman Lesbos Bölgesi

Cities / Mints
1 – Antissa
2 – Eresos (Eresus)
3 – Methymna
4 – Mytilene
5 – Nesos (Nesus)
6 – Pyrrha
7 – Pordosilene
8 – Lesbos Uncertain

Historical
An island off the coast of western Anatolia opposite Aiolis was known as Lesbos. Herodotus counts twelve Aiolian cities to correspond to the cities of Ionia, the most famous of which were: Lesbos, Pitane, Elaea, Gryneion, Myrina, Aigai, Kyme, Neonteichos, Temnos, Larisa and Smyrna. Although Smyrna was founded as an Aiolian settlement, it was later inhabited by the people of Kolophon and absorbed into the Ionian League. Aiolia has been inhabited since Paleolithic times and flourished in the Bronze age under Phrygian rule. Lesbos seems to have been its most important centre. During the 7th century BC there was an immigration from Mytilene and especially from Methymna to the opposite shores of the Aegean. As the areas primary concern was agriculture it did not play a large role in historical developments, however it was extremely important in the fields of music and poetry. Sappho, Alkaios and Terpander, the inventoir of the 7-tone scale were all from Lesbos.

tarihsel

Batı Anadolu’da zıt Aiolis kıyıları açıklarında bir ada Midilli olarak biliniyordu. Heredot, İonia kentleri karşılık olan, en ünlü on iki Aiolian şehirler sayar: Midilli, Pitane, Elaea, Gryneion, Myrina, Aigai, Kyme, Neonteichos, Temnos, Larisa ve Smyrna. Smyrna, Aiolian bir yerleşim yeri olarak kurulmuş olmasına rağmen, daha sonra Kolophon halkının yaşadığı ve İyon Ligi emilir. Aiolia Paleolitik kez bu yana yaşadığı ve Bronz Çağı, Frig egemenliği altında gelişti olmuştur. Midilli en önemli merkezi olmuş gibi görünmektedir. M.Ö. 7. yüzyıl boyunca Ege’nin karşı kıyılarına, Midilli ve özellikle Methymna göçmenlik vardı. Alanlarda temel kaygısı tarihsel gelişmeleri büyük bir rolü yoktu tarımda olduğu gibi, ancak müzik ve şiir alanlarında son derece önemlidir. Sappho, Alkaios ve Terpander, 7 ton skalası inventoir Midilli gelen edildi.
LESBOS-MİDİLLİ ADASIDIR.

ALINTIDIR.

Categories: Tarih | Tags: , , , , , , , , | Leave a comment

Kocaelinin Tarihçesi

Dünya’nın önemli yollarının kavşak noktası durumunda olan izmit ve civarında tarih öncesi çağlardan yaklaşık olarak M.Ö. 3000’den itibaren insanların yaşamakta olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Günümüze kadar devamlı iskan edilmiş olan izmit’e ait, ilk deliller M.Ö. 12 yy.’a kadar dayanmaktadır. Bu tarihlerde Frigler bölgeyi ellerinde tutmuş, ardından Yunanistan’ın Megara şehrinden kendilerine yeni bir yer aramak için yola çıkan göçmen bir grup, şimdiki Başiskele mevkiinde ASTAKOZ adını verdikleri şehri kurmuşlardır.
Trakia kralı Lysimakhos’un ASTAKOZ ‘u tahrip ettirmesiyle bugünkü Izmit’inde üzerinde bulunduğu yamaçlara NIKOMEDIA adında yeni bir şehir kurulur. M.Ö. 262 yılında şehri inşa ettiren Büyük iskender’in Anadolu’yu fethetmekle görevli kralı Nikomedes, şehre eşinin ismini vermiştir. Giderek yükselen[/font]
[FONT='Arial Black','sans-serif']Bitinya Krallığı’nın merkezi Nikomedia, büyük Helenistik şehir olur. M.Ö. 91 – 94 yıllarında Romalılara bağışlanır. M.S. 284 yılında imparator Diokletionus, Nikomedia’yı yeniden başkent yapar. Onun zamanında Nikomedia; Roma, Antakya, Iskenderiye’den sonra dünyanın dördüncü büyük şehridir
11. yy.’ ın son çeyreğinde Nikomedia, Selçuklular tarafından zaptedilir. I. Haçlı Seferi’nde geri alınan Nikomedia, bir süre Latinlerin işgalinde kaldıktan sonra tekrar Selçuklular’a geçer. Orhan Gazi zamanında, Adapazarı ve Hendek yöreleri valisi Akçakoca, kenti alınca şehir Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girer. Başlangıçta Iznik’in yan komşusu anlamında Iznikmid olan bu şehrin adı, zamanla Izmit’e dönüşmüştür.
1888 yılına kadar Istanbul’a bağlı kalan Izmit bu tarihten sonra ayrı bir kent olur. Istiklal harbi öncesi Ingiliz ve Yunanlı kuvvetlerin işgalinde kalan şehir 28 Haziran 1921’ de kurtarılmış,
[FONT='Arial Black','sans-serif']Cumhuriyetin ilanından sonra da Kocaeli vilayetinin merkezi olmuştur
Cumhuriyet döneminde bölgeye yapılan sanayi yatırımları ile sanayi alt yapısı tamamiyle şekillenir, hem devlet hem de özel girişimler artar. Bugün ileri düzeyde sanayi ve endüstri kenti olan Kocaeli, çevresi ile demiryolu ve en geniş karayolu ağına sahiptir. Bunun yanısıra Derince ve Izmit limanlarıyla da dünyanın dört bir yanına deniz yolu bağlantısı kurmuştur.
Yüzölçümü açısından küçük bir il olan Kocaeli, gerek sanayi sektöründe üretim, katmadeğer gerekse bu sektörde çalışan insan açısından sadece Türkiye için değil, dünya içinde ilginç bir örnektir.
Doğal güzellikleri, plajları, yaylaları, kayak merkezi ve tarihi eserlerinin yanında Karadeniz ve Marmara Denizi’ ne olan kıyıları, Kocaeli iline ticaret ve turizm açısından da ayrı bir dönem taşımaktadır.
Kocaeli’nin konumu
Kocaeli; Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan Marmara Denizi’nin ve Marmara Bölgesi doğusunda yer alan bir ildir. Gebze, Körfez, Karamürsel, Gölcük, Kandıra, Derince ve merkez ilçe Izmit olmak üzere toplam yedi ilçeden oluşur.
Kuzeyde Karadeniz. Doğuda ve güneydoğuda Sakarya, güneyde Bursa, batıda Yalova ve Istanbul illeri yer almaktadır. Türkiye’nin en küçük 6. ili olan Kocaeli’nin yüzölçümü 3.505 km’dir. 1997 yılında yapılan sayıma göre nüfus 1.177.379 olup km ye 343 kişi düşmektedir. Kara, demir, deniz ve hava yolu ulaşımları ile Türkiye’nin en önemli geçiş noktalarından biridir.
izmit
Kocaeli’nin merkez ilçesi olan ve aynı adı taşıyan izmit, Körfez’in doğu ucuna yakın olan bir kıyı kentidir. Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasındaki en önemli geçiş güzergahının üzerinde kurulmuş, tarihi bir kenttir. Büyük sanayi kuruluşlarının ve alışveriş merkezlerinin bulunduğu Izmit’in nüfusu köy ve bucaklarıyla birlikte toplam 342.178’e ulaşmıştır. Izmit sanayi kenti olarak tanınmasının yanı sıra, kültür, sanat ve eğitim kenti olma yolunda ciddi atılımlar yapan bir kenttir. Kente özgü bir tatlı olan pişmaniye ile de dünya çapında bir üne sahiptir.
Derince
Osmanlılar döneminde “Çınar Çayırı” olarak alınan ve I. Selim zamanında Çınarlı Köyü olarak kayıtlara geçen bir yerleşim yeridir. Etkin ve hızlı gelişen sanayileşmenin getirisiyle yoğun şekilde göç almış; hızla artan nüfusu ile gelişerek 1999 yılında ilçe olmuştur. Ilçe nüfusu yaklaşık 101.182’dir. Istanbul ile Anadolu arasında geçiş sağlayan yolları ve Marmara Denizi’nde boğazların trafik ve navlun yükünü hafifletici etkisi olan Derince Limanı; çok etkin dağıtıcı – toplayıcı Ro-Ro seferlerini yürütmektedir. Kocaeli ilinin sanayi özelliklerini yoğun bir şekilde bünyesinde barındıran Derince, büyük sanayi kuruluşlarının yanısıra iş merkezleri ve küçük sanayi kuruluşları ile de ilimizin sanayi merkezlerindendir. Derince, Çenesuyu ile de ülke çapında bir üne sahiptir.
Gölcük
Izmit Körfezi’nin güney sahilinde yer alan ilçe, Izmit’e 16 km uzaklıktadır. 199 km2 yüzölçümü olan Gölcük, Samanlı dağları ile Izmit Körfezi’nin arasında bulunmaktadır. Gölcük kent merkezi, Izmit – Bursa karayolunun iki yanında doğu – batı yönünde dar bir şerit halinde uzanan yerleşimin uzunluğu 3.5 km, kuzey – güney yönünde genişliği ise 1 km’dir. Kuzeyden Körfez, güneyden dik yamaçlar, batıdan geniş bir alanı kaplayan askeri alanlarla sınırlanmıştır. Nüfusu 132.887’dir.
Türkiye’nin en gözde ilçelerinden biri olan Gölcük 17 Ağustos 1999 Marmara felaketinde çok büyük hasarlar almıştır.
Körfez
Izmit’in batı sahilinde kara ve demiryolu üzerinde yeralmaktadır. Izmit’e 17 km uzaklıkta ilçede sahil kıyısında bulunan ve Türkiye’nin sayılı otomobil pistlerinden olan Körfez pisti, kirazı, sahil yolunda bulunan çay bahçeleri ile günübirlik dinlenme merkezidir. Ilçede Tüpraş, Petkim, Igsaş gibi büyük sanayi kuruluşları bulunmaktadır. Nüfusu 101.765’dir. Körfeze bağlı Hereke beldesi meşhur ipek halıları ile ün yapmış bir yöredir. Ayrıca Sümerbank’a ait halı fabrikası da bu beldededir. Alman imparatoru Kaiser Wilhelm’in Osmanlı Imparatorluğunu ziyareti için özel olarak Yıldız Sarayının minyatürü olarak yapılan köşk da fabrika sınırlarının içinde yer almaktadır.
Kandıra
Izmit Körfezi’nin kuzeyinde Karadeniz sahilindedir. Ilçe, kuzeyde Karadeniz’in engin sularına yaslanırken, doğuda da Sakarya iline bağlı Kaynarca ilçesi ile sınırlıdır. Batı sınırında Istanbul’un Şile ilçesinin, Ağva kasabası ile komşu olan Kandıra’nın güney sınırını il merkezine bağlı olan köyler oluşturur. Izmit’e 45 km uzaklıktadır. Ilçenin nüfusu 50.214’dür. Bizanslılar ilçeye santral anl***** gelen “Kentri” adını vermişlerdir. Kerpe Bitinya Krallığı’nın ardından Roma, Bizans ve Ceneviz gemilerinin uğrağı haline gelmiştir. Osmanlı döneminde Istanbul’un odun kömürü, tomruk gibi ihtiyaçları Kerpe’den sağlanmıştır. Kandıra Orhan Bey zamanında Kocaeli Fatihi adıyla anılan Akçakoca Bey tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1868 yılından önce Kandıra Üsküdar kazasına bağlı bir nahiye iken ilçe olunca bağımsız Izmit Sancağı’na bağlanmıştır. Kandıra ilimizdeki temiz sahilleri nedeniyle yaz aylarında turizm faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir ilçedir. Babadağı tepesinde Kocaeli Fatihi Akçakoca’nın anıt mezarı bulunmaktadır. Yöreye özgü Kandıra bezi köy evlerindeki tezgahlarda dokunup, eski Türk motifleriyle işlenerek beğeniye sunulmaktadır. Hindisi ve yoğurdu ile haklı bir üne kavuşan Kandıra, meşhur süsleme taşları ile de çok iyi tanınmaktadır.
Karamürsel
Izmit Körfezi’nin güney kıyısında, Izmit-Yalova kıyı yolu üzerinde kurulmuş 46.229 nüfuslu bir ilçedir. Karamürsel’in doğusunda Gölcük, güneyinde Iznik, batısında Yalova, Kuzeyinde ise Marmara Denizi yer almaktadır. Izmit’e 34 km uzaklıktadır. Ilk Osmanlı Kaptan-ı Derya’sı Karamürsel Bey’in anıt mezarının da bulunduğu ilçe; sahildeki çay bahçeleri, parkları, yürüyüş alanları, restaurantlarıyla, ilgi çeken mekanlardandır. Karamürsel sepetiyle tanına bu yöremiz, sera çiçekciliğinde de büyük ilerlemeler kaydetmeştir.
Gebze
Izmit Istanbul karayolu üzerinde Izmit’e 51 km uzaklıktadır. Büyük sanayi kuruluşları yanında Türkiye Bilimsel ve Teknik araştırmalar Kurumu (TÜBITAK-MAM) ve Gebze Ileri teknoloji Enstitüsünde bulunduğu ilçenin nüfusu 402.926’ya ulaşmıştır. Kartacalı Komutan Hannibal’ın mezarı, Arkeolog ressam Osman Hamdi Bey’in Müze – Evi ile Mimar Sinan’ın eseri Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin önemli tarihi eserlerindendir.
Gebze’de ikinci konut ağırlıklı yerleşim birimlerinden Darıca – Bayramoğlu, yazlık siteleri ve sahili Gebze’nin önemli tatil beldelerindendir. Ballıkayalar Tabiat Parkı, Darıca Bayramoğlu Kuş Cenneti ve Temalı Parkı da ilçenin doğal güzelliklerini oluşturmaktadır.
TURISTIK YERLER – DOĞAL GÜZELLIKLER
Kerpe
Kandıra’ya 10 km. Izmit’e 50 km. uzaklıktaki masmavi denizi, çam ormanları ile şirin bir Karadeniz köyüdür.
Antik bir kent üstüne kurulan Kerpe, 150 metreye kadar sığ denize ve eşşiz kumsallara sahiptir. Günübirlik kullanım
olanakları olduğu gibi motel ve pansiyonları da vardır. Doğal kumsalları, zengin balık çeşitleri, tertemiz çam havası bozulmamış doğal plajları ile adeta bir tutku beldesidir.

Kefken & Pembe Kayalar
Kandıra’ya 20 km. uzaklıktaki Kefken, kıyı yerleşimleri içinde en gelişmiş olanıdır. Denizi, kumsalları ve çam ormanları en önemli özellikleridir.
Pembe kayalar mevkii, ilginç jeolojik yapısı nedeniyle görülmesi gereken yerlerdendir. Suyun içinde yumuşak olan kayalar çıkarıldıktan sonra sertleşmektedirler. Bu özelliklerden dolayı Osmanlı döneminde insan gücüyle dikdörtgenler şeklinde kesilerek, deniz yoluyla Istanbul’a getirilmiş Sultanahmet Camii dahil bir çok caminin yapımında kullanılmıştır. Bölgede balıkçılık oldukça gelişmiş ve büyük balık üretim istasyonları kurulmuştur. Amatör sualtı avcıları için de çeşitli olanaklar sunmaktadır.
Cebeci
Kandıra’ya 27 km. uzaklıktaki Cebeci, temiz denizi, kumsal ve çam ormanları ile tatil cennetidir. Ayrıca Eylül – Ekim aylarında yaban ördeği, çulluk ve sülün açısından zengindir. Cebeci’de günbatımı seyretmek yörenin çekiciliğini arttıran unsurlardan biridir. Cebeci’nin karşısında Kefken ve Giresun Adası olmak üzere iki ada bulunmaktadır. Kefken Adası, Karadeniz’de üzerinde insan yaşayan tek adadır. Ayrıca gemilerin barınabileceği limanı da vardır. Cebeci’de “cik cik” denilen kum midyeleri çok ünlüdür.
Sarısu & Bağırganlı
Sarısu Kandıra’ya 8 km. uzaklıktaki Babaköy sınırları içinde Sarısı Deresi’nin Karadenizle birleştiği yerde kurulmuştur. Ağaçlar arasından süzülerek gelen Sarısu deresinde sazan, tatlısu levreği ve çeşitli tatlısu balıkları üretilmektedir. Sarısu 1 km uzunluğundaki kumsalı ve masmavi denizi ile gerek günübirlik turizm, gerekse çadır turizmi ve kampinge uygun bir köydür. Denize girmek için dereyi salla geçmek gerekmektedir.
Bağırganlı’ya Ağva – Kandıra yolu üzerinden Sofalı ayrımı ile 13 km sonra ulaşılır. Köyün sahil şeridinde kır gazinoları ve cafeler bulunmaktadır.
Eskihisar
Gebze’nin güneybatısında, ilçe merkezine 6 km. uzaklıktaki Eskihisar, Istanbul-Ankara karayolu ve Gebze istasyonu ile bağlantılıdır. Eski çağlarda Izmit Körfezi’nin güneyindeki geçişi kontrol altında tutan önemli bir geçit olma özelliğini uzun süre korumuştur. Bugün Körfez geçişinin en önemli geçiş noktasıdır. Her yarım saatte bir karşılıklı kalkan feribotlar, Eskihisar-Topçular arasında binlerce otomobilin Körfez’den geçmesini sağlar. Eskihisar Köyü tarihi ve mistik kokusu, balıkçıları, limanı ve kalesi ile dinlendirici bir özelliktedir.
Tavşancıl
Orhangazi tarafından 14. yy’ da kurulmuştur. Sahilde ve yamaçta olmak üzere iki bölümden oluşur. Asıl Tavşancıl yamaçta olanıdır. Burada 19. yy’dan kalma tescilli ahşap ve kagir denizi nazır konaklar bulunmaktadır. Aşağı Tavşancıldan ise; demiryolu ve D-100 karayolu geçmektedir. Restaurant, Çay bahçeleri ve barınakları bulunan Tavşancıl sahil düzenlenmesi yapılmış şirin bir beldedir.

Bayramoğlu
Bayramoğlu Gebze’ye bağlı, Istanbul ve Izmit’in ikinci konut ağırlıklı bir dinlenme merkezidir. Temiz denizi, kumsalı ve modern dinlenme tesisleri ile alternatifler sunmaktadır.
Karamürsel
Karamürsel sahilinde yer alan çay bahçeleri, yürüyüş ve oyun alanları ile halka hizmet ederken, kıyı şeridinde bulunan balıkçı köyleri ile kent turizmine katkıda bulunmaktadır.
Karamürsel-Yalova yolu üzerinde ise özellikle yazlıkçılara ait villalar yer almaktadır.
Gölcük – Değirmendere
Gölcük kıyılarında Değirmendere, Halıdere, Ulaşlı yakın zamana kadar denizinden faydalanılan sahil yerleşimleriydi. Bugün ise, buraları kıyı restaurantları ve çay bahçeleri ile günün yorgunluğunu atmak için tercih edilen kıyı kasabaları olmuştur. Bu kasabaların büyük çoğunluğu ise 17 Ağustos felaketinde büyük kayıplar vermiştir.
Ballıkayalar Vadisi
Gebze’ye bağlı Tavşanlı Köyündeki “Tabiat Parkı ve Doğal Sit Alanı” ilan edilen Ballıkayalar Vadisi 1.5 km uzunluğunda 40 – 80 metre genişliğindedir.Dağcıların iniş ve tırmanış yaptıkları Ballıkayalar Vadisi kireç taşlarının erimesi sonucu gelişen Jeomorfolojik şekilleri ile bir karstik boğazdadır. Vadi içinde göl, şelaler ve Ballıkaya Deresi’ne ulaşan travertenler üzerinde seyir terasları bulunmaktadır. Kamping için çadır kurmaya elverişli düzlüklerin bulunduğu kanyonda doğu ve batıdaki sırtlarında yürüyüş alanları bulunmaktadır.
Darıca Kuş Cenneti ve Temalı Parkı
Darıca Kuş Cenneti ve Temalı Parkı Bayramoğlu’nda 1991 yılında nesli tükenmekte olan hayvanların bakımı üstlenmek için kurulmuştur. 140.000 m2 ‘lik bir alanı kaplayan parkta, 350 çeşit hayvan ve 250 çeşit bitki bulunmaktadır. Hergün ücret karşılığı ziyaret edilen Darıca Kuş Cenneti, eğitim, gezi ve günübirlik dinlenme amaçlı özel bir tesistir.
Beşkayalar Tabiat Parkı
Yuvacık Barajı iki büyük derenin birleştiği vadide, Yuvacık beldesi yakınlarında inşa edilmiştir. Baraj yapımı öncesi derelerin kenarlarındaki alabalık çiftlikleri ve doğal ortamları ilgi çekerken, sonralarda baraj gölünün çevresiyle oluşturduğu güzellikler görülmeye değer hale gelmiştir. Baraj Körfez ve Izmit manzarası eşliğinde çıkmaya başlayacağınız tepelerden birkaç köy geçtikten sonra, Yuvacık’a 1 saat mesafede Aytepe Köyü’ne ulaşılmaktadır. Hafta sonu turizmine açılan bölgede trekking yapılmaktadır.

Categories: Şehir | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment

Define işaretleri

define işaretleri

define işaretleri

işaretler

işaretler

define işareti

define işareti

 

Buraya birçok işaretin kaç adım oldugunu sizler için resime döktük.Umarım işinize yarar yorumlarınızı bekliyoruz.

Categories: işretler | Tags: , , , , , , | Leave a comment